Cuma, Haziran 10, 2011

İşte öle..

 Saat 2:47 yeni günün ilk saatleri sosyal paylaşım siteleri sakinleşmiş insanların çoğu uyumuş yada cuma gecesi olmasından dolayı çekilmişler köşelerine sevdikleri, kendilerini iyi hissettiren şeyler yapmakta. Kimi almış kitabını okuyor, kimi bi filme yada müziğe kapılmış kimi de gömülmüş bi oyunun tepesine dünyadan bi haber.

 Bense gecenin bu sessiz ve karanlık saatinde hayatımı, yaşadıklarımı, yaşayacaklarımı kısacası hayatımın anlamını çözmeye çalışıyorum. Sanki bulacakmışım gibi.. 

 Hani ergenler hayatın anlamsız olduğunu düşünüp tavana yada boşluğa bakar ya öyle bi psikoloji içindeyim şuan ama bunlardan sanane tabi değil mi?  

 Okul, dersler, finaller, iş, para, aile derken gibi gereksiz klişe laflar kullanmayı istedim bi anda ama nedense o isteğim bu yazıyı yazarken kayboldu. Hangi isteğim ne tarafa gidicek onu da bilmiyorum ya.. 

 Yaklaşık 2 gün sonra Finallerim var bu yaz sıcağında babamın çok çalış dediği derslerimi babamın tabiriyle "takanak"sız geçmem lazım. Çalışıyor muyum? Evet diyebilirim ama çalışırken hayatımın anlamsızlığının farkına varmak her Türk genci gibi benim de başıma dank etmekte her dank edişinde kendimi başka hayallerin içinde bulmaktayım. Bazen babama saydırıyorum, bazen okuluma, bazen de nankör arkadaşlarıma. Saydırdıkça kendimi yalnız hissediyorum  bu da "anlamsız" hayatıma tuz biber olup benim zihnimi psikolojik sıkıntının eşiğine getirir.

 Ama her sabah oluşunda bütün bu düşünceler gider yerine yine şamata yapan tipsiz gerizekalı bi tip olan günlük ben gelir. Bu tabirler tabi birçok bayan arkadaşımın ve kendini bir bok zanneden "süperzeka" takımının düşünceleri yoksa kimse kendini böle tasfir etmez. Yoksa eder mi? 

 Her sabah olduğu gibi bu sabah da kalkıcam bütün bu kafamdan kurduğum senaryoların hepsini unutup hayallerimin tamamen babam tarafından yontulmuş hayatıma devam edicem. 

Yani umarım..